27 Ekim 2011 Perşembe

içim kıpır kıpır

hayırdır inşallah
:)

26 Ekim 2011 Çarşamba

insan kazanmak

ne olduğunun, ne iş yaptığının ne önemi var
karşındaki insansa önce onu kazanacaksın.
seveceksin karşılıksız.

hergün yeni bir insana açacağım kapılarımı
içeri girmek isteyeni sarmalayacağım.

çaresizliğin sessizlikle gömülmesi

yüreğimden bir parça kopup aktı sanki bakışlarındaki çaresizliğe, çaresizliğini suskunlukla boğmuş anneye bakarken...

üzülme dedim, sakın üzülme.
sonra onu öptüm... ve farkettim ki evladını sarıp sarmalamaya hasret bu kadın sarılıp sarmalanmayı özlemiş... dostça.

evladından ayrı diye önce kendine, sonra herkese küsmüş. ördüğü duvarların arkasında saramadığı evladını rahatça düşünmek için.

üzme kendini. belki şuan anlayamazsın nedenini, sorgulamaktan isyan etmekten ağlamaktan alamazsın kendini. ama yıllar sonra geri dönüp baktığında yaşadığın herşeyi yaptığın yanlışla onaylarsın ve gülümsersin.

o zaten senin evladın, sen onun kokusunu tanırsın, o da senin kokunu tanır.
dünyanın en güçlü bağı bu.
yakın olmak çok güzel ama şart değil.

25 Ekim 2011 Salı

okuma yazma bilir

beni hayatta en çok mutlu eden şeyin okumak olduğunu sanırdım
yazmaya başlayana kadar

yazmaya başlayınca nasılda kendimden geçip
kelimelerin akışına bırakıyorum kendimi
başka bir boyutta gibi
meditasyon yapar gibi

okurken de dalarım kelimelerin içine
ama bu başka türlü
başka

artık şart koyuyorum kendime
hergün yazacaksın, bu zevki hergün yaşamalısın :)

geçen araba

geçen sabah işe gelirken arkamdan gelen arabayı fark ettim
sürekli beni rahatsız ediyordu, el kol hareketleri, klakson sesi...
usulca beni geçmesine izin verdim :)
sinirlenerek geçti gitti

sonra dedim ki kendi kendime
keşke beni rahatsız eden herkesin hayatımdan geçip gitmesine de böyle usulca izin verebilsem öfkeleriyle en çok kendine zarar veren, beni sadece rahatsız eden...
izin veriyorum geçebilirsiniz...

elif şafak "aşk"

en son "aşk"ı okudum elif şafaktan
etkilenmemek elde değil
başka bir alem tasavvuf benim için
şimdi elimde mevlana'nın "mesnevi"si varsa bunun sebebi elif şafak'tan aşk'tır
şemsin 40 kuralı, ella'nın kendini aşka bırakışı ve mevlana'nın sınırsız anlayışı...





















kitaplarım ve ben

artık okuduğum kitapların üstüne
onları okuyup bitirince tarih atacağım
seni özümsedim anlamına gelecek bu davranış.
son olarak Elif Şafak'tan "AŞK"ı okudum, üzerine tarihi attıktan sonra gözlerimi kapatıp düşündüm. Evet gerçekten almam gerekenleri aldım :)

20 Eylül 2011 Salı

moving house

we are selling our house because it's too far from my husband's work. I'm quite sad really because we haven't been living there very long and we've already done quite a lot of work on it. We had to paint everything where we've arrived- it was all dark colours which makes a small house look smaller. I've done a lot of work in the garden which is just beginning to look really nice. Where we're going, we won't have a garden at all - but it's within walking distance of my husband's office. I'm also sad because our neighbours here are great and we get on really well. Life in the village is diffirent from town- slower, more friendly, less stressful, more boring maybe. I'm sure I'll like living in the centre and Alptekin will be a lot of more relaxed so we'll both be happier. I'm just not looking forward to the move.

The Nobel Peace Prize

The Nobel Peace Prize was awarded 91 times to 121 nobel laureates between 1901 and 2010.

How many Nu-design staff members wil assign to my project?

Nu-design will typically assign one project deal or project manager. The project manager will be the central of communication for you during the entire process. However, the project manager may also work with one of designers or programmers. In any case, the project manager will communicate with you to be sure your project runs smoothly. We will encourage you to directly participate in our project website development. You will have access to anyone in our company through our project management software called Base. With Base, you will be able to check in on your project at any time.

17 Şubat 2011 Perşembe

11:11'de 25 Şubatta özel bir gece var



dergi istanbul.com şubat sayısında

beeves gerçekten çok lezzetli



dergi istanbul.com şubat sayısında ...

dergi istanbul.com şubatta ben



kısaca kendimi anlattım :)

içimi dökmek için başladım yazmaya... konuşmayı bırakıp yapmaya başladım...

aslında daha çok şey var söylenecek ama bunu anlatmanın en iyi yolu susmak.. ve yazmak...

ayakkabılarım

çeşit çeşit ayakkabılarım var benim hepsini farklı zamanlarda çıkartırım... işe gelirken hem rahat olmalı hem şık azıcık da seksi... rahat hissetmek istediğim zamanlar kızımla cilveleşirken giyerim spor ayakkabılarımı .... en en topuklu olanları gecenin geç saatlerinde giymeyi severim... kırmızıya bayılırım mesela... başka çeşitler de var ama ....

bayramda safranbolu


çekirdek ailem

öyle çok seviyorum ki onu


insan kendinden başka kimseyi sevebilir mi?
yüreği bu kadar içten çarpabilir mi biri için?

eğer bir çocuğunuz varsa
yüreğiniz önce onundur...
ben böyle sevgi görmedim
daha önce yaşamadım da...

21 Ocak 2011 Cuma

yuvaya yolculuk


belki de bu kitap da yazılanlar doğru...
mutluluğun yolu herşeyi kabullenmekten geçiyor...
o zaman herşeyi aşmış oluyorsun belki de...
zor birşey tabiii
herşeyi olduğu gibi kabullenmek ve pozitif düşünce gücüyle hayata yön vermek...

14 Ocak 2011 Cuma

şapkalarım var...

çok güzel şapkalarım var benim ....
çeşit çeşit renk renk...

bazen kadın şapkası takıyorum
ince topuklu ayakkabılar, bilekler dışarda
tamamlıyorum...
siyah bir tül hayal ediyorum hep yüzümde
sakladıklarımı daha iyi kapatmak
gözlerimden okunmasını engellemek için belki de...
hoş hissediyorum kendime
hoş


bazen komik bir şapka takıyorum
ama palyaço kadar komik de değil
çeşitli kostümler geçiyor aklımdan
bir de küçüğü olsa da diyorum
kızıma taksam
oynasak cilveleşsek...
anne olduğumu hatırlıyorum...
çünkü ayaklarımda çorap var sadece
rahat etmek ve onunla daha iyi illgilenebilmek için...


bazen de daha resmi bir şapka takıyorum
ama öyle asker gibi değil de
iş hayatım geliyor bu şapkayı taktığımda önümeee....
son derece esnek ama bi o kadar da kararlı...

marka yönetmeniyim ünite iletişimde...
bazen bir inşaat malzemesi oluyorum... sert ve dayanıklı...
bazen eşsiz bir mücevher oluyorum
değerli ve zarif
bazen de eğlencenin adresi oluyorum...
ama herkesin eğlendiği değil...
eğlenmeyi bilen sevenlerin...
şimdi de zeytin yağı oldum...

leziz sağlıklı hafif
biraz da pahalı... ama öyle alınamayacak kadar değil...
akıyorum sadece...

bazen tüm şapkaları fırlatıp atmak
saçlarımın dalgalandığını hissetmek istiyorum
işte o anlarda kendimi yazarken buluyorum...

seviyorum yazmayı
editörlük yapmayı....

bazen bir öğrenci olup italyancanın derinliklerine dalıyorum...
bazen de bir tercüman olup ingilizceye bırakıyorum kendimi...

6 Ocak 2011 Perşembe

öldürücü eleştirinin sonuçları bunlar
birbirimizi eleştiriken ne kadar da acımasızız
ne etki bıraktığımızın farkında olmadan zehir gibi akıyor sözcükler

bir gün dedim ki kendime
bekle... konuşmadan öne bekle...
sonra söyleyeceğin cümleleri söyledin farzet...
yeniden gözden geçir...

farkettim ki konuşacak kelime bulamıyorum...
işte o anda yazmak dedim
çok daha anlamlı konuşmaktan...

üstelik ben konuşmaktan değil yapmaktan hoşlananlardanım ...
ben değil yaptıklarım konuşsun isterim...