21 Mayıs 2012 Pazartesi

SERAY VURAL HÜRRİYET PAZAR'DAYDI!

20 Mayıs 2012 Pazar

Seray Vural Hürriyet.com.tr'de!

17 Mayıs 2012 Perşembe

TİNA ALEM'DE!

8 Mayıs 2012 Salı

Orkan Sezer'in başarısını Çağdaş Ertuna yazdı...


Instyle Wedding Ekinde TİNA!

TİNA / Anneler Günü / Milliyet Cadde'de

18 Nisan 2012 Çarşamba

fırsat maliyeti

ekonomide fırsat maliyeti vardır, alternatif maliyet de denir...
bir şeyi elde ederken vazgeçtiğin diğer şeylerdir fırsat maliyeti...
arkanı döndüğün fırsatlar, elinin tersi ile ittiklerin...

peki benim son günlerde bıraktıklarım neyin fırsat maliyeti?

17 Nisan 2012 Salı

şimdiyse okuduğum kitabın içine girip bu dünyadan kopmak istiyorum...

bir baltaya sap olamamak...

evet bir baltaya sap olamadım ama; bir çocuk doğurdum ve onunla doyasıya zaman geçirdim, evimi bol bol kirlettim ama hep kendim temizledim, hergün kahve içim hergün fal baktım, kocamı keyifle saatlerce izledim, bol bol kitap okudum, deli gibi film izledim, dans ettim bazen de şarkılar söyledim kendi kendime, bilmediğim şehirlerde kayboldum, yeni yerler keşfetmenin hazzını duydum, yemek yemek kadar yemek pişirmekle de uğraştım tam bir fiyasko olsa da denedim, saatlerce uyudum, yorgunluktan ölene kadar çalıştım, çooooook parasız kaldım, sevdiklerimle paramı çok paylaştım.

kabul ediyorum bir baltaya sap olamadım ve biliyorum ki olamayacağım da ama,
sonunda hep mutlu oldum...

zahir'i okuyorum



beni içine alan bu kitap aynı zamanda itirafların da adresi oldu....

zahir'den...

ben bazı işaretlere inanırım... santiago'ya giden yolda yürüdükten sonra benim için herşey tam anlamıyla değişti... öğrenmemiz gereken her ne ise daima bizden önce orada olur ve allah'ın bizi nereye yönlendirdiğini ve bir sonraki adımımızın hangisi olması gerektiğini bulabilmek için biz sadece saygı ve dikkatle çevremize bakmalıyız...

aynı zamanda sırlara saygı duymayı da öğrendim; Einstein'ın söylediği gibi, allah evrenle zar oynamaz, herşey birbiri ile bağlantılıdır ve herşeyin bir anlamı vardır... Bu anlam neredeyse her zaman saklı kalabilir, ama yaptıklarımız şevkin enerjisine dokunduğunda daima yeryüzündeki asıl görevimize yaklaştığımızı biliriz...

beni ne bekliyor meraktayım

üzülmedim desem yalan olur

geçenlerde bir iş görüşmesi yaptım ve
bakış açısı ve iş anlayışıyla beni etkileyen bir adamın benim hakkımda aldığı olumsuz referanslardan etkilenmesi yıktı beni...

önce kendimi ispatlamaya çalıştım ama sonra
dedim ki ön yargıları yıkmak çalışmaktan çok daha yorucu...

oysa ki nasıl da heveslenmiştim :(
belki o kadar heveslenmiş olmasam bu kadar da üzülmezdim...
neyse hayırlısı olsun diyelim...

14 Nisan 2012 Cumartesi

hava ile ruh halim yarış halinde

bugün hava inanılmaz değişti,
ruh halim ise hava ile yarış edercesine savruldu...
şimdi ise tek istediğim okuduğum kitapta kaybolmak...


































































































berlin berlin !!!



berlinde 2. günümüz henüzzzz...

ve diğerleri...


mavi ametistin doğanın parmak izi pırlantada hayat bulduğu tasarımlar, anneler için unutulmaz bir hediye olmaya aday...

TİNA’nın anneler günü için önerdiği ürünler arasında;




doğada tek renk bulunan ender bulunan taşlardan biri olan yeşil peridot ve mavi topaz gibi nadir değerli taşların pırlantayla kuşatıldığı, bir diğerini asla bulamayacağınız tasarımlar TİNA'da!




TİNA’DAN ANNELER GÜNÜNE ÖZEL

Renkli doğal taşlarla pırlantayı buluşturarak, el işçiliğinin maharetlerini gözler önüne seren TİNA, geniş tasarım yelpazesiyle annelere sevgi, özlem, hatıra gibi birçok özel duyguyu bir arada yaşatıyor.
Bir diğerini asla bulamayacağınız eşsiz tasarımlarıyla TİNA, annenize sevginizi anlatmanın en güzel yolu… Zümrüt, ametist, topaz, turmalin ve mercan gibi doğada bulunan renkli doğal taşları doğanın parmak izini taşıyan pırlanta ile buluşturan TİNA, anneler ve anne adayları için birbirinden şık hediye seçenekleri sunuyor. En ince detayında bile el işçiliğinin titizliğine rastlayacağınız TİNA tasarımları, anneler tarafından yıllar boyunca saklanacak ve anneler gününüz ölümsüzleşecek.

güzel bir gün

bu sabah uyandığımda derinle alptekin çoktan kalkmıştı,
gece uyuyamayan ben soluğu banyoda alıp elde yıkamayı planladığım kazaklarımı dün gece yıkadım :) suya dokunmak, su sesi duymak iyi geldi...
sonra berlinden aldığım ve zamansızlıktan yerleştiremediğim eşyaları yerleştirdim...
sonra biraz çalışmak için bilgisayarı elime aldım, başladım ama bitiremedim...
sabah saat 7 e geliyordu ki derin "anneeeeeeeeee" diye bağırdı,
tabi onu uyutmadan ben uyuyakalmışım...
uyandığımda alptekin ve derin çoktan uyanmıştı saat 10 a geliyordu...
usulca kalktım, derinnnnnnnnnnn diye bağırdım koşarak yanıma geldi...
anne kız uyandığımızda ilk iş birbirimize bağırıyoruz sanırım...
sonra kahvaltı yaptık, parka gittik....
ben biraz koştum, derin batuhanla tanıştı ve oynadı....
yağmur çiselemeye başlayınca eve dönmeye karar verdik, biraz ıslandık tabi...
eve gelince güzel bir banyo yaptık... küveti suyla doldurup küpükler yaptık... müthiş...
sonra kahve yaptık...
derin çizgi filme dalınca ben de kitaba daldım...
sonra babasıyla maç izlemeye gitti, ve ben de kitapta okuduğum bir yazının etkisiyle karacalar hakkında birşeyler okumak istedim, internete girdim ama malesef pek de bir şeye rastlayamadım...
kitapta karacaların narinliği ile vahşi köpeklerin hırçınlığı anlatılıyordu...
üstelik bu iki canlının birbirine aşık olabileceğinden...
hiç akla gelir mi? yaşamak için bu canlıların birbirini öldürmesi gerekmez mi?
işte tam da o noktadan giriş yapmış... benzetme muhteşem...
güzel bir yere bağlamış... şimdi ise karacalar hakkında internette pek de bir şey bulamayan ben, bloguma günü yazıyorum...
kızımın güzelliğini, havanın değişimini, okuduğum kitabı... ve yazdıkça gün içinde nasılda oradan oraya savulduğumu hissediyorum...
neyse kitaba dönsem iyi olacak...